GERİYE BAKIŞ-1

       Çok değil sadece 7-8 ay öncesine gitmek istiyorum… Benim için büyük şanslarla dolu, mutluluğumun doruklarını yaşadığım günlerdi o günler. Şimdi ise sadece özlenen günler olarak zaman zaman anılıyor bendeniz tarafından.
Geriye bakış, evet bu tabir üzerinde epey duracağım. Çünkü benim ömrüm var bu gerilerde. Bazen geriye bakalım birlikte, artı ve eksilerimize. Ne haldeydik, ne haldeyiz ve ne hale geleceğiz… Geçmişin değerlendirmesi hepimize lazımdır.
       Yazının başında da dediğim gibi çok değil 7-8 ay öncesi olaylar, özlediğim ve hep özleyeceğim zamanlardı o zamanlar ama ne güzel ve bereketli günlerdi. Okula 2005 yılında başlayıp 2007 yılında bitirdim. İki yıllık bir zaman, bazılarına göre çok uzun, bazılarına göre ise çok kısa bir zaman dilimi. Bir gerçek var ki benim için çok ama çok uzun bir zaman 2 yıl ve bitti. Daha sekiz ay önce bitti. Mutluyum belki ama yine de özlüyorum. Benim için bambaşka şeyler ifade eden o iki yılı özlüyorum. Olayı kısaca anlatayım.
Elimde bir çanta kapıdan girdim. Benim gibi birçok arkadaş vardı içeride. Açıkça söylemek gerekirse korkuyordum çünkü başıma neler geleceğini bilmiyordum. Hayatım boyunca böyle bir yere ilk defa geliyorum. Evet, 18 yıl hiç Balıkesir'inden ayrılmamış Mehmet kendini Gaziantep'in sıcak ikliminde buluverdi. Gaziantep, yemekler, eğlenceler, zevkler… Yiyip içenlerin, mutlu olanların, iş sorunu olmayanların şehri… Nerden bilebilirdim bir gün bana da ekmek kapısı olacak Gaziantep!
       Dedim ya, elimde valizim yapayalnızım. Mehmet artık Gaziantep'te ve öğreneceği çok şey var. Anneden, babadan ve kardeşten ayrılmak ne demekmiş? İki yıl bunları öğretecekti Mehmet'e. Öğrendim, çok şey öğrendim, gurbeti, sevgiyi,  özlemi ve ağlamayı…
       Ağlarız zaman zaman veya ağlayamayız, içimizde kalır o zehir. Dökebilsek bir o zararlı görünmeyeni içimizden ama olmaz, gitmez o.  Sıkıntı hep içimizde, hep bizimle… Tek çare ağlamak, hıçkırıklara boğularak, hissederek özlenen yerlere götüresiye ağlamak… İşte bu rahatlatır bizi, ah bir yapabilsek! O okula gitmeden de ağlardım zaman zaman. Yaşım 10 ağlardım, yaşım 15 ağlardım, yaşım 18 ağlardım ama bu ağlamalar hep farklı. Bir zaman boş şeylere, bir zaman ise ne olduğunu bilmediğimiz ama çok önemli sandığımız şeyler için ağlarız. Böyle farklılıklardan oluşan bir ağlama süreci, hepimiz geçtik bu süreçten, fark ettik veya etmedik.
       Okulla bağlantısına gelince, bazen canın sıkılır, biri azarlar ya da bir işi yapamadığın için sorun çıkmıştır. Birileri üstüne gelir kızar sana sen de bir köşeye çekilir ve ağlarsın. Tabi ağlayabiliyorsan. Ağlarsın ağlarsın, aklına neler gelmez ki ağlarken; annen gelir, baban gelir, kardeşlerin gelir…  Yalnızlığının bir kez daha farkına varırsın. Ah şimdi yanımda annem olsaydı da omzuna yaslansaydım, o da başımı okşasaydı; babam yanımda olsaydı da bana kötülük yapanlardan beni korusaydı, kardeşim yanımda olsaydı da bir dertleşseydik ama yoktur yanında onlar bunu hissettikçe daha da yoğunlaşır duygu selin. Birileri sana kızar belki hakaret eder alışık değilsindir böyle şeylere. Ah annem ah babam dersin sadece… Ve hayata alışırsın, insanlara alışırsın,  zorluğa kötülüğe bireyselliğe yaşama alışırsın yani bu zorluğun ardından seni hayata alıştıran bir fayda çıkıverir.
       Bu okul süreci de beni gerilere götürdü, ağlattı ve hayatı öğretti… Sıkıntıların ardından güzel günler geliverdi. Artık birisi maraza çıkarttığı zaman ürkek davranmıyorum, hayata alışmış bir tavır sergilemekten geri kalmıyorum. Hayat iki yıl yoğurdu ya bizi. Ekmek parası için her zorluğa katlandık ya ve hala katlanmaya devam ediyoruz. 
Evet, geriye bakıyorum ben, sekiz ay öncede okulumu görüyorum ve öncesini takip eden iki yılda yaşamıma katılan yeniliklere ve güzelliklere bakıyorum.  Hepimiz geriye bakmalıyız, şimdiyle kıyaslayalım. Neler olmuş ve biz neler yapmışız.
       Aslında okulumla ilgili yani okul geçmişimle ilgili çok mevzu vardı ama ayrıntıya girmeden genel olarak anlatmak zorundan kaldım. Tabi bu "Geriye Bakış" çeşitli maceraların, güzelliklerin bazen de acıların anlatıldığı bir bölüm olacak. Bu bölümün sonlandırılması mümkün değildir. Eğer geriye bakacaksam ve bu geçmiş benim ise daha çok şeyler çıkar bu 20 yıldan çok…  

Mehmet KARAKURT