RENGİNİ BELLİ ETMEK

       Böyle bir laf vardır ya hani… Yazımda bu konudan bahsetmek istiyorum. Bence çok önemli bu konu ya, ciddi söylüyorum ki çok önemli. Yok mudur yani? Hepimizin bir alanı, bir penceresi, bir görüşü, bir bakışı, bir değerlendirmesi, bir yaşam tarzı…  Hep farklıdır yani. Belki karşıdan bakıldığında hepimiz aynıyız. Yürüyoruz, konuşuyoruz, ortak bir işi yapıyoruz ve yaşıyoruz. Sanki güzergâh aynı ama biraz incelemek lazımdır bu konuyu. Bakalım aynı mı? İşin aslı ne, ne biliyor musunuz? İçimizde kopan fırtınalar. Neler yaşıyoruz ya,  neler? İçimizden neler geçiyor kimseler görmeden ve ne heyecanlar kimse hissetmeden ama biz hissediyoruz sadece, biz! Aslında sadece biz yaşıyoruz bize göre, bizim penceremizde. Çünkü biz olmazsak hayat da hiç, güzellikler de…
Gelelim bu renk meselesinin aslına. Bazen deriz " Aman Sıtkı, o adama rengini belli etme!" Evet, renk.  Gerçek renk meselesiyle fiziksel bağı olmayan bu renk. Şimdi hayata bir dönelim. Bir kişiyi karşımıza alalım. Mesela Ahmet olsun. Ahmet, çevik kuvvet de çalışan bir memur olsun. Ahmet'e bakıyoruz, karşımıza aldık ve bakıyoruz. Ahmet sıradan bir vatandaş, işine gidip geliyor, yemek yiyor vs. Benle aynı, Rüstem'le de aynı… Ama bu sadece işin basit olan tarafı. Aslında Ahmet bu kadar basit değil.
       Ahmet'in bir rengi var, belki de hiçbirimizin bilemediği, göremediği, anlayamadığı bir rengi var. Evet, onun bir çizgisi var. Hayalleri, zevkleri, amaçları var… İçinde çakan şimşekleri, içindeki arbedeyi, kargaşayı bilmiyoruz. Aslında Ahmet dolu bir insan, kendi için dolu, başkaları için bir şey ifade etmese de kendi için dopdolu. Ama bir de bunun bilinç kısmı var.
Biz eğer insan yapısına önem veriyorsak, görüşlere, hareketlere, hayallere saygılı isek ve insan yapısı konusunda bilgiliysek o zaman Ahmet'in rengi de bizim için çok şey ifade eder. Bir konuda bilgili olabilmek gibi var mıdır, soruyorum size? Tamam, bilgi bazen zulümdür ama yine de cahillikten iyidir. Hayatı görmek, birilerinin esiri olmamak çok iyidir, gerçek esirlik değil, beyin esirliği yani birilerinin senin adına düşünmesi.
       Ben, bu renk meselesine önem veren bir insanım. Yaptığım şey nedir söyleyeyim. Bir ortama girerim yani bu ortam mecburi iş ortamım da olabilir eğlence amaçlı takıldığım bir ortam da olabilir.
Bu mekânda insanlara bakarım ama onların saç renginden, göz renginden ziyade kişilerin insani yapılarına ve hayat tarzlarına bakarım. Bir kişinin fiziğinin ne önemi var? O mekânda belki de uzun zamanlar geçecektir, para konuşulacak, alıp verilecek, ciddi meseleler konuşulacaktır. Tam anlamıyla olmasa da güven meselesi ortaya çıkacaktır. Mutluluk veya üzüntüyü doğuracak olaylar meydana gelecektir.
       Onun içindir ki şahısların kişilik rengini bilmeliyiz, iyi gözlemlemeliyiz. İşin başında bunu bilirsek o ortamda biz de çizgimizi ona göre belirleriz ve belli zaman sonra mağdur olmayız.
Hayatınıza bir dönüp bakın, demediniz mi "Ya ben bu adamı çok yanlış tanımışım" diye. Aslında pek de zor değil tanıma meselesi. Dediğimiz gibi, kişilerin fani yönlerine veya fizikseline bakacağımıza kişiliklere ve hayat rengine bakalım. Ayağımızı denk almamız için önemli diyorum. Kimse üzülmek istemez ama baktığımızda hep başkalarının işin içinde olması sebebiyle üzülüyoruz. Ne gerek var sanki?  Ve kişiye bakarsın, fiziksel dedim ya açıklayayım.
       Arkadaş, görüntü itibariyle pek parlak değildir hatta onun bu anti güzelliğinden dolayı yanına fazla yaklaşmak istemeyiz. Tabi bu yeni tanıştığımız, tanışacağımız biridir. Zamanla bakarız ki bu fiziği -şahsımız adına- hoşumuza gitmeyen kişi çok iyi yürekli ve geniş yürekli bir insan çıkıverir. İyi zannedip takıldığımız, dostum dediğimiz ya da dostum zannettiğimiz veya onun bir takım artılarından dolayı onu dost edinmeye çalıştığımız kişi alçak, adi bir insan çıkabilir.
       Evet, benim de bir rengim var ve insanların bu renge saygı duymalarını istiyorum.  Hayatta önem verilmesi gereken ciddi hususlardan biridir ve iddia ediyorum ki bu renk meselesini bilir ve bu mantıkta hareket edersek karşıdakileri iyi anlarız ve kendi davranış biçimimizi de ona göre belirleriz. Haydi gelin bu meseleye önem verip üstünde biraz düşünelim…


Mehmet KARAKURT